Saç ekiminden sonraki süreçte görünen tellerin bir kısmı dökülebilir. Bu durum, deri içindeki foliküllerin aynı şekilde kaybedildiğini gösteren doğrudan bir ölçüt değildir. Saçın yüzeydeki bölümü ile büyümeyi sağlayan yapı farklıdır. İşlemle ilişkili değişiklikler saç döngüsünü etkileyebilir; ancak dökülmenin niteliğini anlamak için zamanlama ve deri bulgularının da değerlendirilmesi gerekir.
“Şok dökülme” ifadesi bütün saç kayıplarını açıklayan tek bir etiket olarak kullanılmamalıdır. Kişinin işlemden önce devam eden incelmesi olabilir. Ekim yapılan alanın çevresindeki doğal saçlar ve donör bölge ayrı ayrı gözlenir. Önceki yoğunluk kayıtları yoksa hangi değişimin yeni olduğunu ayırt etmek zorlaşır. Bu yüzden takip dosyası işlemden sonraki ilk fotoğrafla başlamamalıdır.
Dökülme miktarı günlük olarak aynı görünmez. Saçın yıkanma sıklığı, taranma biçimi ve uzunluğu elde görülen tel sayısını etkiler. Yalnız banyoda biriken saç miktarını izlemek yerine, bölgeler arasındaki değişim ve eşlik eden yakınmalar not edilebilir. Ekiple belirlenen aralıklarda çekilen, benzer koşullardaki fotoğraflar değerlendirmede daha tutarlı bir dayanak oluşturur.
Bir bölümde yeni teller görülürken başka bir bölüm hâlâ seyrek kalabilir. Erken dönemdeki eşitsizlik, nihai görünüm hakkında kesin karar vermeyi güçleştirir. Yoğunluk vaadi içeren örnek fotoğraflarla sürekli kıyaslama da saç özellikleri ve çekim koşullarının farkını gözden kaçırır. Değerlendirmenin hangi aşamada yapılacağı ve büyümenin nasıl izleneceği önceden konuşulmalıdır.
Espiye ve Tirebolu’daki kişilerin takip sırasında yeni bir ürün başlatmadan önce durumu bildirmesi önemlidir. Dökülme korkusuyla gelişigüzel ilaç veya takviye eklemek, nedenin anlaşılmasını güçleştirebilir. Şiddetlenen ağrı, akıntı ya da deride belirgin renk değişimi ise normal döngü beklentisiyle ertelenmemelidir. Bu belirtiler için daha erken inceleme gerekebilir. İleride ek bir işlem gündeme gelirse karar, yeterli takipten sonra hem büyüyen saçların hem de kalan donörün değerlendirilmesine dayanmalıdır.